Kelepir Düşler

hiç uyanmamışım.. gözlerimi hiç kapamamışım.. mavi balonları hep sevmişim..

PERİ MASALI
Çok eskiden günlerden bir günSeviyordu bir adam bir kadınıÇok eskiden günlerden bir günSeviyordu bir kadın bir adamıÇok eskiden günlerden bir günBir kadın ve bir adamSevmiyorlardı kendilerini seven kadını ve adamı
Günlerden bir günBelkide bir tek günBir kadın ve bir adam sevdiler birbirlerini
Şair: Robert Desnos
Fotoğraf: Robert Doisneau

PERİ MASALI

Çok eskiden günlerden bir gün
Seviyordu bir adam bir kadını
Çok eskiden günlerden bir gün
Seviyordu bir kadın bir adamı
Çok eskiden günlerden bir gün
Bir kadın ve bir adam
Sevmiyorlardı kendilerini seven kadını ve adamı

Günlerden bir gün
Belkide bir tek gün
Bir kadın ve bir adam sevdiler birbirlerini

Şair: Robert Desnos

Fotoğraf: Robert Doisneau

….….Şehrin meydanında kocaman bir çınar. Dallarına deli deli kuşlar konar.Bir kuş hiç kendini asar mı?Bir kuş hiç kendi canına kıyar mı?Ağacın altından geçen, altında yatan, altında duran insanlar başlarını kaldırıp yukarı hiç bakmadılar. Günlerce dalda sallandı kızın cansız bedeni. Tuhaf bir meyve gibi. Onu insanlardan önce şehrin kuşları gördü. Kargalar gözlerini oydu. Martılar kulaklarını kopardı. Uzaklardan bir doğan geldi, kızın gül dudaklarını kemirdi. Bir kırlangıç saçlarını yuva belledi. Sığırcıklar omuzuna tünedi. Ne korkunç değil mi? Bu şehir öyle bir şehir ki, küçük bir kız üzülür, üzüldüğü anlaşılmaz. Kuşlar cehennem çığlıklarıyla ötüşür, duyan olmaz. Bir ağaç acıkır, kimse… hiç kimse umursamaz.Deli Kadın Hikayeleri - Mine SÖĞÜT
(fotoğraf: Roger Mayne )

….
….
Şehrin meydanında kocaman bir çınar. Dallarına deli deli kuşlar konar.
Bir kuş hiç kendini asar mı?
Bir kuş hiç kendi canına kıyar mı?
Ağacın altından geçen, altında yatan, altında duran insanlar başlarını kaldırıp yukarı hiç bakmadılar. Günlerce dalda sallandı kızın cansız bedeni. Tuhaf bir meyve gibi. 
Onu insanlardan önce şehrin kuşları gördü. Kargalar gözlerini oydu. Martılar kulaklarını kopardı. Uzaklardan bir doğan geldi, kızın gül dudaklarını kemirdi. Bir kırlangıç saçlarını yuva belledi. Sığırcıklar omuzuna tünedi. 
Ne korkunç değil mi? 
Bu şehir öyle bir şehir ki, küçük bir kız üzülür, üzüldüğü anlaşılmaz. Kuşlar cehennem çığlıklarıyla ötüşür, duyan olmaz. Bir ağaç acıkır, kimse… hiç kimse umursamaz.

Deli Kadın Hikayeleri - Mine SÖĞÜT

(fotoğraf: Roger Mayne )

https://www.youtube.com/watch?v=2u91gX4LExw&feature=youtube_gdata_player
SARHOŞ OLUN! Her zaman sarhoş olmalı Her şey bunda: Tek sorun bu. Omuzlarınızı ezen,sizi toprağa doğru çeken zamanın korkunç ağırlığını duymamak için,durmamacasına sarhoş olmalısınız.Ama neyle? Şarapla, şiirle, ya da erdemle, nasıl isterseniz.Ama sarhoş olun.Ve bazı bazı, bir sarayın basamakları, bir hendeğin yeşil otları üzerinde,odanızın donuk yalnızlığı içinde,sarhoşluğunuz azalmış ya da büsbütün geçmiş bir durumda uyanırsanız, sorun,yele, dalgaya, yıldıza, kuşa, saate sorun,her kaçan şeye, inleyen, yuvarlanan, şakıyan, konuşun her şeye sorun,"saat kaç" deyin; yel, dalga, yıldız, kuş, saathemen verecektir karşılığını:"Sarhoş olma saatidir.Zamanın inim inim inletilen köleleri olmamak için sarhoş olun durmamacasına!Şarapla, şiirle, ya da erdemle, nasıl isterseniz.”Charles BaudelaireParis Sıkıntısı

SARHOŞ OLUN! 

Her zaman sarhoş olmalı Her şey bunda: Tek sorun bu. Omuzlarınızı ezen,
sizi toprağa doğru çeken zamanın korkunç ağırlığını duymamak için,
durmamacasına sarhoş olmalısınız.

Ama neyle? Şarapla, şiirle, ya da erdemle, nasıl isterseniz.
Ama sarhoş olun.

Ve bazı bazı, bir sarayın basamakları, bir hendeğin yeşil otları üzerinde,
odanızın donuk yalnızlığı içinde,
sarhoşluğunuz azalmış ya da büsbütün geçmiş bir durumda uyanırsanız, sorun,
yele, dalgaya, yıldıza, kuşa, saate sorun,
her kaçan şeye, inleyen, yuvarlanan, şakıyan, konuşun her şeye sorun,
"saat kaç" deyin; yel, dalga, yıldız, kuş, saat
hemen verecektir karşılığını:
"Sarhoş olma saatidir.
Zamanın inim inim inletilen köleleri olmamak için sarhoş olun durmamacasına!
Şarapla, şiirle, ya da erdemle, nasıl isterseniz.”

Charles Baudelaire
Paris Sıkıntısı

"Bir gelin böceği gibi sessizsem
Ve eğimliysem üstümdeki gökle orantılı
Yemin ederim “bir aşk kırgını” değilim
Yeni diller, yeni anlamlar öğrenmeye çıktım ben…”

Edip Cansever

Beni sevdiniz mi? yangındır artık parmaklarınız.

YANGIN

 

Dışarı çıkıyorsanız dikkat! çiçeklerle karşılaşmayın

Ya da koklamayın onları, iyisi mi, yüzünüzü örtün

                                                        şapkanızla

Ya da düşünmeyin hiç, ben bakın öyle yapıyorum

Neden diyeceksiniz? insandaki sevgiliyi eskitiyor bu

                                                        çiçekler

Güneşe benzetiyorlar adamı, masaya vurmuş koyun

                                                        butlarına

Pek tuhaf! ben de sahanda yumurtayı kıskanırım…

 

Beni seviyorsanız dikkat! köşe başındaki camcıya sorun

O ne derse doğrudur, dalga geçmeyin adamla

Üstelik beni sevmek haşlanmış pirinçleri beyazlatır.Günaydın!

Sabahlarınız gibidir beni sevmek, horozun renkleri gibidir

Beni sevdiniz mi? yangındır artık parmaklarınız.

 

Edip Cansever

Iron & Wine - Cinder and Smoke (christinafkn tarafından)

kendini ararken insan
ne kadar uzaklaşabilir
kendinden…
sorusu büyük serüven
gılgameş’ten aşırı
kimi zaman budak
kimi zaman su gibi
…dönüp dolaşıp
kendime geldim…
Bakalım kim karşılayacak beni
kim ağırlayacak
sorusu büyük keşif
kendimize vardık ki evde değiliz.  

Hayri K.Yetik